GÜNCELLEME DEVAM EDİYOR...

Web sitemizde güncelleme ve yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmektedir. Çok kısa süre sonra yeni özelliklerle beraber sizlerle olacağız.

Çarşamba, 18 Ocak 2012 11:04

Kredi Değerlendirme Kuruluşları Yanlı(ş)mı Değerlendiriyorlar?

Yazar  Teletrade Piyasa
20. yüzyılın sonlarında başlayan küreselleşme ile birlikte finans piyasalarında kredi derecelendirme kuruluşlarının rolü gittikçe artmaktadır.Ülkeler veya şirketler bu kuruluşların verdiği notlara göre borç almakta ya da vermektedirler.Buradaki en önemli kriter “güven” dir. Peki, her türlü yatırım aracını denetleyip, onlara itimat edilip edilemeyeceğini sınayan bu kuruluşların bir denetçisi var mıdır? ve kendileri ne kadar güven vermektedir?

Kredi notu(diğer bir değişle reyting), uluslararası alandaki kredi verme ilişkilerinde, borç verilecek ülkelerde meydana gelebilecek önemli olaylar neticesinde kayba uğrama olasılığı şeklinde tanımlanmıştır.Net olarak ifade etmek gerekirse, taşınılan risk anlamı da çıkarılabilir.Bu not, aynı zamanda verilecek kredinin vadesini ,şartlarını,miktarını belirlemek için önemlidir.Ülkelerin reytingleri belirlenirken; ülke ekonomisinin gelir yaratma kapasitesi, dış borç birikimi, siyasi risk gibi faktörler göz önüne alınır. Son yıllarda ölçüm yapan kuruluşların bu faktörleri değil de , büyük sermaye sahiplerinin çıkarlarını mı ? dikkate aldığı tartışılan ve güven sarsan en önemli konulardandır.

Derecelendirme kuruluşları; bağımsız olup, kredi verebilme öngörüsünü sağlayan, verdikleri reytinglerle yatırımcılar ve hükümetler tarafından kullanılan kurumlar olarak tanımlanabilir. Ayrıca, sınama prosedürleri ve nesnellik şüphesiz olmalıdır.Şuanda en büyük ABD tahvil derecelendirme kuruluşları Moody’s Yatırımcı Servisi, Standard and Poor’s kurumlar ve Fitch Yatırımcılar servisi’dir.Ancak günümüzde ,zamanın en güvenilir kaynakları arasında bulunan bu kurumlar,  sermaye sahipleri tarafından yönlendiriliyor ve onların çıkarları doğrultusunda spekülasyon mu yapıyorlar? sorusu akıllara geliyor.

1997 yılında Tayland’da başlayan ve önce Güneydoğu Asya’ya sonra Dünya’nın büyük bir bölümüne yayılan krizi hatırlayalım.  Bu krizden hemen önce  reyting kuruluşları krize giren ülkelere yüksek notlar vermişti. O  zamana kadar piyasa karar mekanizmaları için büyük güven unsuru olan bu kurumlar , yatırımcıları yanlış yönlendirmiş ve kendilerine olan itimadı zedelemişlerdi. Tabi ki bu krizin suçunu tek başına derecelendirme kuruluşlarına atmak yanlıştır. Çünkü şirketleri yönetenler patronlardır. Her iki tarafında suç paylaşımı aynı olmalıdır.Ancak burada sorun, piyasa karışıklıklarından faydalanan ve büyük sermaye sahibi olan kişilerin çıkarları doğrultusunda notları yanlı(ş)  belirleyen reyting kuruluşlarının denetlenememesi ve araştırma zaaflıklarından kaynaklanan güven zedelenmesidir.Kredi derecelendirme kuruluşları, 2007 yılındaki Amerika’daki mortgage krizinde, riskleri doğru hesaplayabilselerdi, bu krize sebebiyet vermeyip güven tazeleyebilirlerdi. Ancak ne yüzünden notların yanıltıldığı konusu ve bu kuruluşların artık güven vermemesi gibi konular gitgide Dünya ekonomi gündeminin vazgeçilmez şüphesini oluşturmakta.

Geçtiğimiz günlerde Standard and Poor’s,  Fransa’nın da içinde bulunduğu 9 ülkenin notunu düşürdü.Fransa Maliye Bakanı not indiriminin ülkesi için felaket olmadığını ve S&P’nin açıklamasının ardından herhangi bir maliyet kısma adımı atmayacaklarını söyledi. Eskiden, yani Kredi Derecelendirme Kuruluşlarına güvenin tam olduğu zamanlarda, böyle bir reyting düşürme haberinden sonra izlenecek tutum ; sıkı mali önlemler olarak yansırdı.Şimdi ise dikkate bile alınmamasının tek nedeni bu kurumların gittikçe inandırıcılıklarını yitiriyor olmaları.Gelecekte ise Reyting ölçen bu kurumların  tekrardan en büyük güven unsuru olmasının sağlanması için denetlenmeleri ve daha fazla yanlı(ş) puanlama yapmamaları gerekiyor.Bakalım ilerleyen süreçte bu kurumlar tekrar eski hallerine mi dönecekler? Yoksa yatırımcıların olumsuz bakışlarına yenilerini mi ekleyecekler?

Oğuz Ufuk AŞIK
TeleTrade Antalya

Login to post comments