Global ekonomik kriz olanca hızıyla büyüyerek dünya ticaretini tehdit altına almaktadır. Avrupa’ nın içinde bulunduğu borç krizi ve dünyanın en büyük ekonomisi olan A.B.D’ nin yaşadığı resesyon risklerini buna örnek olarak gösterebiliriz. Dünya dengelerinin değişime başladığı bu sancılı dönem de güvenli liman olarak göze çarpan enstrüman altın yükselişine 2005 ‘in 3. çeyreğin de başlamış oldu.
Avrupa da euro bölgesinin borç krizi dünya ekonomisi için önemli derece de risk iştahını tetikliyor. Politika ve yasa yapıcılar bu krizi kendi sorumluluklarından kaçıp üzerilerine almaması durumu daha çıkılmaz bir hal almasına neden olur. Avrupa merkez bankasının elinde ki en önemli silahlardan biri de faizdi. Başkanlık devir tesliminden sonra koltuğuna oturan ‘Süper Mario’ lakaplı Mario Draghi bu silahı iyi kullanamadı ve iki defa 0,25’ lik faiz indirim kararına giderek faiz oranını % 1’ e indirdi. “AMB’ nin parasal politikalarla bir yere kadar destek olacağını” beyan eden Draghi “istihdam taleplerinin artması bununla birlikte ekonomiyi canlandıracak teşviklerin euro bölgesi ülkelerin hükümetlerinin elin de bulunduğunu” açıkladı. Bankacılık sektörüne Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)’ nun verdiği destekler de yetersiz kaldı. Çünkü İtalya, Portekiz ve Yunanistan bankalarının sermaye artırımları mevcut açığı kapatmaya yetmedi. Avrupa bu ekonomik krizi bir hayli zor ve uzun zaman harcayarak geçirmeye çalışacağı piyasalar tarafından bilinmekte.
A.B.D. ise eski Başkan George W. Bush zamanın da patlak veren Mortgage krizi ile başlayan Lehman Brothers’ la devam eden ve Irak savaşıyla gün yüzüne çıkan ekonomik krizi atlatmakla uğraşmakta. Tarihinin sayalı krizlerinden bir tanesini yaşayan A.B.D. rezerv para olma avantajını bile sorgulanır hale getiriyor. Bunu Rusya başbakan’ı Vladmir Putin’ in “A.B.D. dünya ekonomisi üzerin de bir parazittir.” beyanatından anlayabiliyoruz. Başkan Barack Obama’ nın gelmesiyle ekonomi yavaş da olsa toparlanma sürecine girdiğini son gelen verilerden görüyoruz. A.B.D. tarihinde ki rekor işsizlik seviyelerinden dönmesi ve dış ticaret açığının durması bunlara birer örnek olabilir.
Ekonomin kötüyse “savaş çıkar ve sömür” politikası bu sefer İran’ da işe yarayacak mı hep birlikte görücez. Bu güncel olaylar karşısın da değerli metaller güvenli bir sığınak olarak karşımıza çıkıyor. Tabi ülkemizde altına olan talep gün geçtikçe hızlı bir artış içine girdi. Bankalarda ki altın hesabından tutun da kuyumcularda ki çeyrek altına kadar yatırım çeşitleri bir hayli fazlalaştı. “Gr. Altın mı? Altın hesabı mı?” sorusu karşımıza çıktı. Türk toplumunun adet ve ananelerine göre altın hep süs ve gösteriş olarak kullanılmıştır. Biz Türkler herhalde en fazla yastık altın da bu değerli metali saklayan millet unvanına sahibiz. Kimilerimiz kuyumcudan altın fiyatlarının düştüğünü duyduğu anda belirli birikimini altın alarak değerlendirir. Daha sonra fiyatlar yükselişe geçtiğinde de gider tekrar kuyumcuya bunu satar karını alır. Tabi bu da yatırım yapmanın bir türüdür. Bunu günümüze uyarlayan banklar altın hesabı ile yatırımcılara kolaylık sağlamaya çalışıyorlar. Nedir peki bu yatırım şekli? Şöyle anlatayım; siz bir bankaya gidiyorsunuz, bu banka da vadesiz hesap açtırdıktan sonra bankanın size sunmuş olduğu altın üzerine yatırım çeşitlerini inceliyorsunuz? Yani size o günün dünya da altın ons fiyatından gr. altın alımı yapılıyor. Dünya da altın fiyatları çıktıkça sizin yatırımınız katlanıyor. Bu hesapta en düşük altın alım miktarı 5 gr. olarak uygulanıyor. Yarım ve cumhuriyet altının da ise adet olarak sınır olmaksızın alım yapılabiliyor. Ayrıca gelir vergisinden de muaf tutuluyor. Yapmış olduğunuz altın yatırımınızı hem saklama derdi yok hem de bozdurmak istediğiniz de yüksek spread farkı ödemiyorsunuz. Bu yatırımı aracı kurumlardan da sağlamak mümkün. Aracı kurumlar da ise bu spread farkları daha da düşük olabiliyor.
Gelişmekte olan ülkelerin altına olan talebi 2012’ de %40 oranın da artış göstermesi bekleniyor. Çin ise bu yıl Hindistan’ın da önüne geçerek dünya altın tüketiminin % 50 sini tek başına yapma potansiyelini elinde bulunduruyor. Altın çıkaran firmalar Güney Afrika’ daki madenlerin riskli olmaları nedeniyle, % 4 oranına varan bakır şirketlerine olan alım talepleri göze çarpıyor. Yani altın değerine değer katarak dünya sahnesindeki tahtından aşağıya kolay kolay inmeyecek gibi duruyor.
Hüsnü ALP
TeleTrade Antalya
