GÜNCELLEME DEVAM EDİYOR...

Web sitemizde güncelleme ve yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmektedir. Çok kısa süre sonra yeni özelliklerle beraber sizlerle olacağız.

Perşembe, 19 Ocak 2012 11:07

Altın'ın Tahtı Sağlam

Yazar  Teletrade Piyasa
Altın geçmişten günümüze gelen değerli metallerin başın da  gelmektedir. Hava ve suyla kolay tepkimeye girmediği için donuklaşmaz,  paslanmaz ve kararmaz. Milattan önce ve sonrasına dayanan hikâyesin de hem  gücü, zenginliği hem iktidarı temsil etmesiyle vazgeçilmez metaller arasına  girmiştir. Dünya tarih sahnesine sadece takı, süs olarak değil ticarette ve  ekonomi de yatırım aracı olarak da kullanılmıştır. Ülkelerin ekonomileri  ellerindeki altın rezervleriyle doğru orantılıdır. Merkez bankasının kazasın da  en fazla altın rezervi olan ülke en güçlü ülkedir. Dünya da merkez bankası altın  rezervi olarak baktığımız da başta Amerika Birleşik Devletleri ardından Almanya  takip etmekte daha sonra sırayla IMF, İtalya ve Fransa gelmektedir. Türkiye ise  bu sıralamanın 116 tonla 29. sırasın da yer almaktadır.

Global ekonomik kriz  olanca hızıyla büyüyerek dünya ticaretini tehdit altına almaktadır. Avrupa’ nın  içinde bulunduğu borç krizi ve dünyanın en büyük ekonomisi olan A.B.D’ nin  yaşadığı resesyon risklerini buna örnek olarak gösterebiliriz. Dünya  dengelerinin değişime başladığı bu sancılı dönem de güvenli liman olarak göze  çarpan enstrüman altın yükselişine 2005 ‘in 3. çeyreğin de başlamış oldu.

Avrupa da euro  bölgesinin borç krizi dünya ekonomisi için önemli derece de risk iştahını  tetikliyor. Politika ve yasa yapıcılar bu krizi kendi sorumluluklarından kaçıp  üzerilerine almaması durumu daha çıkılmaz bir hal almasına neden olur. Avrupa  merkez bankasının elinde ki en önemli silahlardan biri de faizdi. Başkanlık  devir tesliminden sonra koltuğuna oturan ‘Süper Mario’ lakaplı Mario  Draghi  bu silahı iyi kullanamadı ve iki  defa 0,25’  lik faiz indirim kararına giderek faiz oranını % 1’ e indirdi. “AMB’ nin parasal  politikalarla bir yere kadar destek olacağını” beyan eden Draghi “istihdam  taleplerinin artması bununla birlikte ekonomiyi canlandıracak teşviklerin euro  bölgesi ülkelerin hükümetlerinin elin de bulunduğunu” açıkladı. Bankacılık  sektörüne Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)’ nun verdiği destekler de  yetersiz kaldı. Çünkü İtalya, Portekiz ve Yunanistan bankalarının sermaye  artırımları mevcut açığı kapatmaya yetmedi. Avrupa bu ekonomik krizi bir hayli  zor ve uzun zaman harcayarak geçirmeye çalışacağı piyasalar tarafından  bilinmekte.

A.B.D. ise eski  Başkan George W. Bush zamanın da patlak veren Mortgage krizi ile başlayan  Lehman Brothers’ la devam eden ve Irak savaşıyla gün yüzüne çıkan ekonomik  krizi atlatmakla uğraşmakta. Tarihinin sayalı krizlerinden bir tanesini yaşayan  A.B.D. rezerv para olma avantajını bile sorgulanır hale getiriyor. Bunu Rusya  başbakan’ı Vladmir Putin’ in “A.B.D. dünya ekonomisi üzerin de bir parazittir.”  beyanatından anlayabiliyoruz. Başkan Barack Obama’ nın gelmesiyle ekonomi yavaş  da olsa toparlanma sürecine girdiğini son gelen verilerden görüyoruz. A.B.D.  tarihinde ki rekor işsizlik seviyelerinden dönmesi ve dış ticaret açığının  durması bunlara birer örnek olabilir.

Ekonomin kötüyse  “savaş çıkar ve sömür” politikası bu sefer İran’ da işe yarayacak mı hep birlikte  görücez. Bu güncel olaylar karşısın da değerli metaller güvenli bir sığınak  olarak karşımıza çıkıyor. Tabi ülkemizde altına olan talep gün geçtikçe hızlı  bir artış içine girdi. Bankalarda ki altın hesabından tutun da kuyumcularda ki  çeyrek altına kadar yatırım çeşitleri bir hayli fazlalaştı. “Gr. Altın mı?  Altın hesabı mı?” sorusu karşımıza çıktı. Türk toplumunun adet ve ananelerine  göre altın hep süs ve gösteriş olarak kullanılmıştır. Biz Türkler herhalde en  fazla yastık altın da bu değerli metali saklayan millet unvanına sahibiz.  Kimilerimiz kuyumcudan altın fiyatlarının düştüğünü duyduğu anda belirli  birikimini altın alarak değerlendirir. Daha sonra fiyatlar yükselişe geçtiğinde  de gider tekrar kuyumcuya bunu satar karını alır. Tabi bu da yatırım yapmanın  bir türüdür. Bunu günümüze uyarlayan banklar altın hesabı ile yatırımcılara  kolaylık sağlamaya çalışıyorlar. Nedir peki bu yatırım şekli? Şöyle anlatayım;  siz bir bankaya gidiyorsunuz, bu banka da vadesiz hesap açtırdıktan sonra  bankanın size sunmuş olduğu altın üzerine yatırım çeşitlerini inceliyorsunuz?  Yani size o günün dünya da altın ons fiyatından gr. altın alımı yapılıyor.  Dünya da altın fiyatları çıktıkça sizin yatırımınız katlanıyor. Bu hesapta en  düşük altın alım miktarı 5 gr. olarak uygulanıyor. Yarım ve cumhuriyet altının  da ise adet olarak sınır olmaksızın alım yapılabiliyor. Ayrıca gelir  vergisinden de muaf tutuluyor. Yapmış olduğunuz altın yatırımınızı hem saklama  derdi yok hem de bozdurmak istediğiniz de yüksek spread farkı ödemiyorsunuz. Bu  yatırımı aracı kurumlardan da sağlamak mümkün. Aracı kurumlar da ise bu spread  farkları daha da düşük olabiliyor.

Gelişmekte olan  ülkelerin altına olan talebi 2012’  de %40 oranın da artış göstermesi bekleniyor. Çin ise bu yıl Hindistan’ın da  önüne geçerek dünya altın tüketiminin % 50 sini tek başına yapma potansiyelini  elinde bulunduruyor. Altın çıkaran firmalar Güney Afrika’ daki madenlerin  riskli olmaları nedeniyle, % 4 oranına varan bakır şirketlerine olan alım  talepleri göze çarpıyor. Yani altın değerine değer katarak dünya sahnesindeki  tahtından aşağıya kolay kolay inmeyecek gibi duruyor.

Hüsnü ALP
TeleTrade Antalya

Login to post comments